İnsan Kaynakları Danışmanlığı
İnsan Kaynakları süreçlerinin yapılandırılması farklı alanlarda uzmanlık ve kuruma özel çözümler gerektirir. PERGEL olarak her kurumun kendi kültürü içerisinde özelleştirilmiş
çözümlere ihtiyaç duyduğuna inanıyor ve İnsan Kaynakları süreçlerinizin yapılandırılması için kuruma özel projeler geliştiriyoruz.
İçinde bulunduğumuz post-modern çağın özellikleri gereği, örgütler devamlılıklarını sağlamak ve rakiplerine karşı rekabet avantajı kazanmak gibi temel amaçlarını giderek önemser hale gelmişlerdir. Klasik yönetim anlayışından farklı olarak bu dönemde örgüt ve kuruluşların başarılı olabilmeleri, değişen çevre koşullarına ve artan belirsizlik ortamına uyum sağlayabilmelerine, kendilerini diğer
örgütlerden farklı kılacak özelliklere sahip olabilmelerine ve birtakım yeniliklere odaklanabilmelerine sıkı sıkıya bağlıdır. Aynı iş kolunda faaliyet gösteren benzer firmaların birbirlerinden örgütsel performans, finansal performans, çalışanların bireysel performansı, örgütsel karlılık vb. birtakım yönlerden ayrılmasında çeşitli faktörler etkili olmaktadır. Bu etkenlerden birisi de örgüt kültürü olarak karşımıza çıkmaktadır.
Örgüt kültürü her işletmeye özgü olan ve sözü edilen örgütleri birbirinden ayıran soyut bir gerçekliktir. Günümüzde örgütlerin başarılı olabilmeleri, örgüt çalışanlarını birbirine bağlayan, onları bir arada tutan, aralarında sinerjik bir ortam ve canlılık yaratan örgütsel kültüre bağlıdır.
Kurum kültürü envanteri ile kurum kültürünüzü belirliyoruz.
Çalışan Memnuniyet Anketi, çalışanların kuruma bağlılık düzeyini ve kurum uygulamalarından ne ölçüde memnun olduklarını ölçümleyen önemli bir araçtır.
Bir kurumda memnuniyeti ve bağlılığı yüksek çalışanlar ne kadar fazla ise buna bağlı olarak verimli iş sonuçları, yüksek performans ve düşük turnover oranları elde etmek mümkündür. Düzenli olarak uygulanan Çalışan Memnuniyet Anketi uygulaması ve elde edilen verilerden çıkan sonuçlar doğrultusunda şirket aktivasyon planlarının, gerekli ise iyileştirme planlarının oluşturulup hayata geçirilmesi şirketin gelecek yol haritalarını belirlemede önemli bir unsur oluşturur.
Çalışan memnuniyetindeki artış ile iş sonuçlarındaki verimlilik artışının birlikte yükseldiği gerçeği Çalışan Memnuniyet Anketlerini ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda uygulamaya alınacak iyileştirme planlarını oldukça önemli kılar.

İş gören ile işletme arasındaki ilişkinin, dolayısıyla çalışma hayatının en önemli kavramı ücrettir. İşletme, kendisine işgücü ile katkıda bulunan iş görene bu katkılarının karşılığı olarak bir ücret öder.
Ücret; emeği karşılığında çalışan insanların gelirini ve yaşam düzeyini, önemli bir maliyet unsuru olarak sanayinin gelişimini ve toplumdaki sosyal adaletin gerçekleşme derecesini gösteren bir ölçüt olarak ulusal gelirin dağılışını, dolayısıyla ekonomik ve toplumsal yaşamı her yönüyle etkilemektedir. Ücret, aynı zamanda, çalışana statü ve saygınlık da kazandırmaktadır. Bu nedenlerden dolayı ücret yönetimi, hem işletme hem de çalışan açısından çok önemlidir.
Ücret, çalışan kadar işletme için de çok önemli bir kavramdır. Çalışan için hayatını devam ettirecek, hatta belki de tek geçim kaynağı olan ücret, işletme için bir maliyet unsuru anlamındadır. Bu nedenle, ücretleme sürecinin üzerinde titizlikle durulması gerekir ve bu sürece, yani çalışana ödenecek parayla ilgili çalışmalara, ücret yönetimi denir. Genel anlamıyla ücret yönetiminin amacı; işletme içindeki ücret düzeylerini ve ücret yapısını oluşturup buna uygun olarak, çalışanlara ödenecek ücretleri belirlemektir.
İnsan kaynakları yönetimi fonksiyonlarının en önemlisi olan ücretleme sürecinin işletme ve genel piyasa işleyişlerine uygun olması için dayandırılması gereken bazı ilkeler şunlardır:
Günümüzde, ücret sistemlerinin temeli olarak nitelendirilen bir süreçtir. İşletmelerin ücret düzeyleri arasındaki farkları ve tutarlı bir ücret politikası için işe göre ücreti belirlemek amacıyla işlerin beceri, çaba, sorumluluk, eğitim ve iş koşulları gibi faktörler açısından birbirlerine göre güçlüklerinin ve
önemlerinin belli bir sistematik içerisinde karşılaştırılarak, sıralanarak ya da puanlanarak göreceli değerlerinin saptanması ve bu verilere dayanarak işletmenin ücret yönetimi kurallarının belirlenmesidir.
İş değerlemenin ana prensibi; daha çok yetkinlik, sorumluluk ve görev gerektiren işlerin, bu niteliklerin göreceli olarak daha azını gerektiren işlerden daha çok ücreti hak etmesi ve çalışan kişinin, işin gereklerine göre değerlendirilmesidir.
Günümüz işletmelerinde, artan rekabet koşulları, teknulojik değişimlerin piyasaya yansımaları, değişen dünya koşulları göz önüne alındığında 20. yy.’ın başlarından bu yana performans değerleme konusu giderek artan bir önem kazanmıştır. Bu bağlamda insan kaynağının en etkin ve verimli bir şekilde kullanılması ile bütünsel ularak işletmenin kârlılığını ve verimliliğini arttırma şansı yakalanmıştır.

İşletmelerde “verimlilik” kavramı 20. yy.’ın başında daha fazla önem kazanmaya başlamıştır. Sanayi devrimiyle birlikte işletmeler dış kaynaklar yerine, iç kaynakların özellikle insan kaynağının çalışma kapasitelerini arttırarak daha verimli bir çalışma ortamı yakalamaya başlamışlardır. Teknulojideki ilerlemelerle birlikte işletmelerde en önemli ulgu haline gelen insan kaynağı, aynı zamanda işletmelerin amaçlarına ulaşmasında en önemli araç konumunu almıştır. Şu bir gerçektir ki, teknulojideki gelişmeler vasıflı çalışan ihtiyacını da beraberinde getirmiştir. Yaşanan değişin ve gelişmeler, işletmelerin çalışanları daha fazla motive etme ve onların iç dünyasına kadar inme gereksinimlerini ortaya çıkarmış, performans değerlemeyi modern insan kaynakları pulitikasının en önemli araçlarından biri haline getirmiştir.
İnsan kaynakları yönetiminde en önemli sorun, organizasyonda alınacak kararların adil, objektif ve doğru bir şekilde alınamaması ve çalışanların doğru eğitimlerden geçirilememesi, çalışanların verimliliğinin arttırılması konularında eksikliklerin doğru tespit edilememesidir. Bu sorunların ortaya çıkmasını önleyen ve mevcut sorunların en aza indirilmesini sağlayan araç, performans değerlemesi yulu ile çalışanların performanslarının belirlenmesidir. Performans değerleme ile birlikte çalışanların eksik yönlerini görmek ve işletmeye faydalı ulup ulamayacaklarını tespit etmek mümkün hale gelmiş ulup, aynı zamanda performans değerlemenin geri besleme aracı ulduğu ortaya çıkmıştır.
Norm Kadro, bir birimde ya da bir kurumda bilfiil yapılan işlerin iş yüküne göre orada çalışması gerekli personel sayısının saptanmasıdır. Norm kadronun amacı gereksiz istihdamın önlenmesi ve buna bağlı olarak emek verimliliğinin arttırılmasıdır.

Norm kadro, bir kurumun amaçlarına ulaşabilmek için yerine getirmesi gereken görev ve hizmetlere ait iş yükünün belirli tekniklerle belirlenmesi, iş yükü ile orantılı olarak o kurumda istihdam edilmesi gereken personel sayısının ve niteliklerinin belirlenmesidir.
Norm kadro çalışmalarında, örgüt analizi sonucunda oluşturulan yapıya uygun olarak belirlenen kadroların, iş analizi yöntemiyle iş tanımlarının yapılmasından sonra, norm kadro sayısının belirlenmesi sürecine geçilir. Norm kadro sayısının belirlenebilmesi için ise öncelikle iş etüdü, hareket (metot) etüdü ve iş ölçümü çalışmalarının yapılması gerekmektedir.
Örgütün var olan ve henüz etkisi süren, güncelliğini koruyan amaç ve görevleri esas alınarak, birimlerdeki amaca uygun olmayan görevlerin ayıklanması, bazı birimlerin kaldırılması, birleştirilmesi, değiştirilmesi veya yeniden kurulması yönündeki gereksinimlerin belirlenmesidir.
Örgüt analizinde, örgüt amaçlarının gerçekleştirilebilmesi amacıyla, örgüt yönetiminin yerine getirmesi gereken iş ve görevlerin belirlenmesi gerekir. Buna göre, iş bölümü ve işlerin gruplandırılması aşamasında, ana hizmet birimlerinin, yardımcı birimlerin ve danışma-denetim birimlerinin neler olacağı üzerinde durulmalıdır. Yönetsel birlik ve bütünlüğün sağlanabilmesi için örgüt analizinde, görevsel koordinasyon sağlayıcı bir anlayış benimsenmelidir. Örgütün amaç ve görevlerinin gerçekleştirilmesinde, işlevsiz hale gelmiş kaldırılacak birimler, birleştirilecek birimler, yeni kurulması gereken birimlerin neler olabileceğinin analizi yapılmalıdır.
İş analizi, bir işin niteliğini, inceliğini, gerekleri ve çalışma koşullarını çeşitli yöntemlerle araştıran bilimsel bir çalışmadır. Yapılan bu çalışma sonucu, bir işin ne gibi bilgi, yetenek, ustalık ve sorumluluk gerektiği saptanmış olur.
İş analizi yapmanın amacı, iş tanımı yapmak ve iş gereklerini ortaya koymaktır. İş analizi sonucunda her bir görevin iş tanımı yapılır ve bu kadroya atanacak personelin nitelikleri saptanır.
İş analiz sürecinin sonucunda iş süreçleri basitleştirilmekte, gereksiz kadrolar kaldırılmakta, unvan standardizasyonu sağlanmakta, mevcut personelin eğitim ihtiyaçları sağlıklı bir şekilde saptanmaktadır. Görev, yetki ve sorumluluklar net bir şekilde ortaya konulduğu için “sorumluluktan kaçma” önlenmekte, personel objektif bir biçimde değerlendirilebilmekte ve performansı ölçülebilmektedir.
Öğe (işlem), bir işin ölçümünü kolaylaştırmak için seçilmiş, o işe ait bağımsız alt parçalardır. İşin öğelere ayrılması ve her öğrenin ayrı ayrı zamanlanması norm kadronun temelini oluşturmaktadır. Eğer iş öğelere (işlemlere) ayrılmadan, tek bir öğeden meydana gelmiş gibi zamanlanırsa ya da öğelere ayırmada gerekli dikkat gösterilmezse zamanlama ve buna bağlı olarak norm kadronun saptanmasında hata yapılmış olunur.
Hangi birimlerde hangi işlerin yapıldığı birim zaman hesaplanacak şekilde detaylı olarak tespit edilmelidir.
Çalışma hızı, “belli bir yöntemi yapabilmeleri için yönlendirilen nitelikli işçilerin, aşırı bir çaba göstermeksizin normal bir çalışmayla, bir işgünü ya da vardiya süresince erişebileceği ortalama üretim oranıdır.
İşin öğeleri ölçülürken çalışanlar “Hawthorne” etkisinde kalarak hızlı ya da yavaş çalışabilirler. Böyle bir durumda elde edilen sonuç, gerçek durumu yansıtmayacağından yanıltıcı olur. Bu farklılığı düzeltmek ve elde edilen sonucu normalleştirmek için zamanlamaya “derecelendirme” adı altında bir aşama daha ilave edilmiştir. Derecelendirme, zamanlama sırasında elde edilen neticenin normal zamanlamaya ayarlanmasıdır.
Normal zaman herhangi bir gecikme ve kesinti olmaksızın bir işin yapılması için gerekli net zamanı ifade eder. Çalışan, bütün şartlar uygun olsa bile, tüm mesaisinde düzenli olarak durmadan çalışamaz. Standart zamanın belirlenmesi için çalışanın çalışmasını etkileyen tüm faktörlerin hesaplanarak normal zamana eklenmesi gerekir. Bu hesaplama sonucu bulunan paya eklenecek pay denir.
Kişisel ihtiyaç payları, temel yorgunluk, gecikme payı olarak gruplandırılan bu paylar tolerans payları olarak tanımlanır.
Norm kadrodan beklenilen yararın sağlanması için normal zamana eklenecek pay oranlarının saptanmasına oldukça özen gösterilmelidir. Eklenecek pay yüzdeleri saptanırken işin yapıldığı yerdeki çalışma koşullarının özellikleri dikkate alınır.
Normal zamanın, eklenecek pay yüzdesi ile çarpılması sonucu elde edilen rakamın normal zamana eklenmesi suretiyle standart zaman bulunur.
Teorik olarak her türlü organizasyonda bir yılda yapılmakta olan tüm işlerin, tüm öğelerinin saat açısından standart zamanlarının toplamı o organizasyonun yıllık toplam iş yükünü saat açısından ortaya koyar. Saat açısından yıllık olarak elde edilen toplam iş yükünün yine saat açısından bir kişinin bir yıllık çalışma süresine bölünmesi suretiyle söz konusu organizasyonun personel ihtiyacı, başka bir ifadeyle norm kadrosu sayısal olarak belirlenir.
Norm kadro sayısının tespitinden sonra sıra kurum veya kuruluşun “norm kadro kılavuzu”nun oluşturulmasına gelir. Norm kadro kılavuzu, genel olarak bir kurum veya kuruluşun mevcut kadroları ile norm kadrolarını unvan ve adetler itibariyle teşkilat ve birim bazında gösteren bir belgedir. Norm kadro kılavuzu, örgütlerin amaçlarına ulaşmalarında gereksinim duydukları tüm görevler için optimal tür ve sayıdaki kadroyu ve bunların örgütün tüm birimleri arasındaki rasyonel dağılımı gösterir.

Globalleşen dünyanın sert rekabet koşulları günümüz iş yaşamında köklü bir değişime neden olmuştur. Değişim sürecine uyum sağlayabilmek doğrultusunda önden esen rüzgarı arkasına almak ve bunu sürdürülebilir üstünlüğe dönüştürmek isteyen şirketler yeniden bir yapılanma sürecine girmek zorunda kalmışlardır. Bu durum, ihtiyaç duyulan çalışan profilinin de değişmesine neden olmuştur. Daha yetenekli, öğrenmeye aç ve hırslı çalışanların önemi gün yüzüne çıkmıştır. İşletme başarısı için yeteneğin giderek öneminin artması yetenekli çalışanlara olan bağımlılığı da arttırmıştır. İhtiyaç duyulan nitelikli iş gücünün oluşturulması ve yönetilmesi gereksinimi doğrultusunda yetenek yönetimi kavramı ortaya çıkmıştır.
Yetenek Yönetimi, şirkete bütünsel olarak bakmayı gerektiren ve disiplinli bir şekilde uygulama gerektiren bir çalışmadır. Bu çalışmada arzu edilen sonuçları elde edebilmek için izlenmesi gereken adımlar sırasıyla aşağıda açıklanmıştır.
Hedefler, stratejileri belirlemek için gerekli olup, Yetenek Yönetimi uygulamalarının ana kaynağıdır. Şirket olarak nerede olmak istiyoruz ve bunun için izleyeceğimiz yol nedir sorularının cevaplarından yoksun olarak kurgulanan bir sistem, geride boşa harcanmış çabaların dışında hiç bir şey bırakmayacaktır. Bu sebeple Yetenek Yönetimi uygulamaları kurgulanırken öncelikle hedef ve stratejiler gözden geçirilmeli ve netleştirilmelidir.
Belirlenen stratejilerin hayata geçirilebilmesi için önem taşıyan yönetsel ve teknik pozisyonlar belirlenmelidir. Bu pozisyonları belirlerken, söz konusu pozisyonda yaşanacak olan bir başarısızlığın, arzulanan hedefe ulaşmayı doğrudan etkileyecek bir niteliğe sahip olması esastır. Aksi halde, tüm pozisyonlar için yetenek yönetimine odaklanmak gerekir ki, bu çok maliyetli bir çalışma olacaktır.
Bu aşamada, bir üst adımda belirlenen kilit pozisyonların hakkını verebilecek, istenilen performansı gösterebilecek ideal çalışan özellikleri tanımlanır. İdeal çalışanın sahip olması istenilen özellikler; bilgi, beceri, deneyim, ilgi ve eğitim, deneyim alanı vb. olarak ayrıntılı bir şekilde belirtilmelidir. Bu ideal profil tanımı, ilgili pozisyona bir kişiyi yetiştirirken ya da atarken ulaşmayı hedeflediğimiz nokta olacaktır.
Kilit pozisyonlar için belirlenen ideal profile ulaşabilme ve söz konusu görevi başarıyla yerine getirebilme potansiyeline sahip adaylar bu aşamada belirlenir. Bu aşamada doğru çalışmaların yapılması yetenek yönetimi konusunun düğüm noktasını oluşturmaktadır.
Potansiyellerin belirlenmesinde kurum içi ve dışı kaynaklardan yararlanılabilir. Potansiyel belirleme sürecinde öncelikle kurumun kendi sahip olduğu yetenekler değerlendirmeye alınmalı, içeride istenilen özellikleri taşıyan potansiyel adaylar bulunamazsa kurum dışından yeni yeteneklerin kuruma dâhil edilmesi yoluna gidilmelidir
.Kurum dışından iyi yeteneklerin kuruma çekilebilmesi dışarıdan şirketin nasıl algılandığına doğrudan bağlıdır. Bu nedenle şirket bünyesinde var olan insan kaynakları uygulamalarına bu perspektiften yaklaşmakta fayda var.
Kurum içi ya da dışından olsun, potansiyellerin belirlenmesindeki can alıcı soru, “Doğru Kişinin Kim Olduğunun Nasıl Belirleneceğidir”. Genelde kişileri seçerken ilk bakılan değişken, kişinin mevcut işindeki performansıdır. Bu önemli olmakla birlikte, asıl üzerinde durulması gerekli husus kişinin, hazırlamak istediğimiz pozisyon için kabiliyet ve potansiyelinin ölçülmesidir. Bunun için yapılan çalışmalardan birisi değerleme merkezi yaklaşımıdır. Psikolojide bunu belirlemeye yönelik olarak bir takım testler geliştirilmeye çalışılmaktadır. Bakılması gereken diğer bir nitelik, potansiyel adayların karakterlerinin güvenilir olup olmadıklarıdır.
Bu adımda kilit pozisyonlara aday olarak belirlenen potansiyellerin sahip olduğu özelliklerin, ideal profil ile ne kadar örtüştüğü analiz edilir ve açıklar ortaya konur. Bu analiz bize, potansiyel adayların nasıl bir gelişim sürecinden geçmeleri gerektiğini ve hangi yetkinliklere ihtiyaçları olduğunu gösterir.
Bu aşamada, potansiyel olarak belirlenen çalışan için, bir üst adımdaki analizden hareketle gelişim faaliyetleri planlanır.
Eğitim, koçluk, mentörlük, rotasyon vb. tüm gelişim çeşitleri adayın geleceğe hazırlık planı dâhilinde dikkate alınmalıdır. Adayın geliştirilmesi gereken her bir yönü için ihtiyaç duyduğu gelişim aktivitesi farklı olabilir, olmalıdır. Buradaki en önemli hata, gündelik iş ve uğraşların yeteneğin geliştirilmesi sürecinin önüne geçerek gelişimin ertelenmesi yani kişinin yetiştirilmesinin unutulmasıdır(!).
Bu adımda, gelişim planları kapsamında kişiye yapılan yatırımlar sonucunda, ideal profil ile olan açığın ne derecede kapandığı değerlendirilir. Diğer bir ifadeyle, adayın hazırlık sürecindeki performansı incelenir. Yapılan değerlendirme, adayın terfi ettirilmesi, potansiyeller havuzunda kalmaya devam etmesi veya havuzdan çıkarılmasına ilişkin karara etki etmelidir.
Potansiyeller havuzunda bulunan adaylar, bir ihtiyaç durumunda yetiştirildikleri pozisyona atanmak üzere değerlendirmeye alınırlar. Bu değerlendirmede, adayın mevcut eksikliklerinin atanacağı pozisyondaki başarısına etki etme olasılığı, söz konusu açığın kapanmasının alacağı süre vb. faktörler göz önünde bulundurulmalıdır.
İşletmeleri geçmişte hakları olduğu halde kullanmadıkları ve bundan böyle kullanabilecekleri teşvikler hususunda bilgilendiriyoruz.
Daha fazla bilgi almak ve size özel çözümlerimizi öğrenmek için bizimle irtibata geçin.
İrtibata geçin